21 Aralık 1954'te Ankara'da doğmuşum. O senelerde az görülen bir uygulama, babam veya annem doğum tarihi hanesine " saat 2345 " diye not düşmüşler. Demek Ankara'nın soğuk bir gece yarısı. Ankara Doğumevi'nde doğmuşum diye biliyorum.

Burçlara hiç meraklı değilimdir, hangi ay hangi burçtadır veya hangi burçta ne özellik vardır falan hiç bilmem ama senelerce bana Oğlak burcundan olduğum söylendi. Sonra bir gün, 35 yaş civarı Zeynep'in ısrarıyla bir astroloğun (herhalde Ferzan hanımdı) önüne oturdum. Doğum tarihimi ve saatini söyleyince kalın kitabını karıştırdı ve beni Yay burcuna aktardı. Transfer ücreti alsam neyse.. Bir süre de onu ezberlemeye çalıştım.

Şimdiki kimliğimde doğum tarihim 21.09.1954 olarak yazar. Anlaşılan o senelerde çocukları 6 yaşını bitirmeden okula başlatmıyorlar. Okullar herhalde Eylül'de açılıyor ama ben 1960 Eylülünde 5 yaşındayım. Çok zeki olduğum için sular-seller gibi okuyup yazıyorum. Babam mahkemeye müracaat etmiş ve K.Köy as. Birinci hukuk mah. 24.9.960 günlü kararı ile doğum tarihim 21.9.1954 olarak "tashih" edilmiş. Herhalde bana anlattılar, babam "hakim bey bu çocuk okuyup yazıyor, üç ay için bir sene kaybetmesi yazıktır" demiş olacak ki, hakim eğilip çantasından o günün gastesini çıkarmış, "oku bakiim evladım" demiş, ben de sular-seller gibi okuyunca kararı vermiş. E nooldu, şimdilerde doğum günümü en çok kutlayanlar bankalar, mağazalar veya iş yerindeki çalışanlar olup da 21 Eylül sabahı bir yığın tebrik alınca önce bir irkiliyorum.

Baba tarafımın en az 2-3 yüzyıldır Artvin Yusufeli'nin Göcek ve Ersis köylerinden olduğu kesin. Bunu gerek aile içinde anlatılanlardan, gerekse bazı aile büyüklerinin bana vermiş oldukları soyağaçlarından biliyordum ama 2016 senesinin Temmuz ayında abimle beraber Yusufeli'ne yaptığımız gezideki ilginç bir tesadüf baba tarafım hakkında birçok bilgiyi aydınlığa kavuşturdu. Abimle beraber Yusufeli barajı inşaatı için istimlak edilecek arazilerin satış işlemlerini yaptırmaya gittik. İşlemler bitsin diye boş boş beklediğim 1-2 gün içinde Yusufeli Belediyesine gidip yayınları olup olmadığını sordum. Kültür işlerinin başındaki aydınlık kişi Belediye tarafından bastırılmış 18-19 kitabın tamamını bana hediye etti. Bunlardan biri, kendisi de babam gibi Göcek köyünden olan Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Muammer Demirel'in çevirip yayınladığı Hicri 1251 - Miladi 1835 tarihli Yusufeli Nüfus Defteri.

Osmanlı İmparatorluğunda kırsal kesimde vergi mükelleflerini belirlemek için Tahrir defterleri adıyla anılan Mufassal Defter-i Hakanî'ler düzenlenmiştir. Bu defterlerin bize kadar ulaşan en eski örnekleri 15. yüzyıl ortalarına kadar inmektedir. Bu nüfus yazımlarının en sonuncusu 1574 yılında yapılmış olup bu tarihli Çıldır Eyaleti Tahrir Defteri Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndedir.

İmparatorlukta modern dönüşümün temellerini atan Sultan II. Mahmud, modern devlet kurumlarının temelini oluşturan halkın sayısını tesbit etmek üzere nüfus sayımını yapma kararı almıştır. İlk nüfus sayım deneyimi 1828-1829 Osmanlı - Rus Savaşı'ndan önce başlatılmışsa da savaş nedeni ile sayım sonuçlandırılamamıştır. Savaşı bitiren Edirne Mütarekesi imzalandıktan sonra Hicri 1247 (1831) tarihinde İstanbul'da ve tüm Rumeli ve Anadolu vilayetlerinde sayım başlatılmış ancak İmparatorluk genelinde üç beş yılda tamamlanabilmiştir. Yusufeli ve Artvin'in de idari yapısı içinde bulunduğu Çıldır eyaletinde sayım 1835 (H. 1251) tarihinde yapılmıştır. 1 Muharrem 1251 Hicri tarihi Miladi olarak 29 Nisan 1835 tarihine karşılık geldiğine göre sayımın 1835 yılının yaz aylarında yapılıp tamamlandığı tahmin edilmektedir. Bu defterler üzerinde iki defa 1255 ve 1258 tarihlerinde yoklama yapılmış; doğanlar "tevellüd", ölenler "fevt", başka yere gidenler "reft" ve yeni gelerek yerleşenler "âmed" diye kırmızı mürekkeple yazılmıştır.

Otele gidip heyecanla karıştırdım ve kitabın 58. sayfasında aradığımı buldum.

Burada görüldüğü gibi aileye ismini veren benim babaannem Seher'in büyükbabası Babacan, 21 Cemâziyelevvel 1251 yani 14 Eylül 1835 tarihinde "Karye-i Ersis tabi-i Kiskim dahil-i eyalet-i Çıldır" da, yani Çıldır eyaleti dahilinde Kiskim sancağına bağlı Ersis köyünde 144 No.lu hanede, köyde 373. sırada kaydedilmiş olan 20 yaşındaki Salih'in oğlu olarak doğmuş. Salih'in babası, yani aile reisi, yani babaannemin büyükbabasının büyükbabası o sırada 65 yaşındaki Kır Sakallı Pehlivan Mustafa bin Osman. Demek ki, Mustafa yaklaşık 1770 doğumlu; babası Osman o sırada 20 yaşında olsa yaklaşık 1750 doğumlu. Neresinden baksanız 270 sene...

Sayımın yapıldığı yaz aylarında Babacan'ın henüz doğmadığı belli çünkü babası Salih'in isminin altına kırmızı mürekkeple Tevellüd, Oğlu Babacan, F. 21. Ca. 1251 (Oğlu Babacan'ın 21 Cemaziyelevvel 1251 tarihinde doğumu) şeklinde sonradan kaydedilmiş.

Otele gidip heyecanla karıştırdım ve kitabın 58. sayfasında aradığımı buldum.